Ana içeriğe atla

Kayıtlar

MUSTAFA YAZICIOĞLU

Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Mustafa Yazıcıoğlu: İşkolik,başka hiçbir özelliğim yok..Bir de inatçıyımdır ama iş konusunda,çok inatçıyımdır hemde.Özel hayatımda değilimdir ama,iş konusunda çok detaycıyımdır. O zaman iş ve özel hayat diye ikiye ayırabiliyor muyuz Mustafa Yazcıoğlu’nu? İkisini de bu yönleriyle değerlendirdiğimizde nasıldır? M.Y : Özel hayatımda çok sakinim ben,hatta pasif bile diyebilirim.Neden? Aslında bunun bile temeli işe dayanıyor.Çünkü çok yorucu bir iş.Günde bazen 20 saat stüdyoda kalıyoruz.Özel hayatımda çok koşturmaca istemiyorum o yüzden,sakinliği tercih ediyorum. Kariyerinizdeki dönüm noktası nedir? Başarınızı nasıl tanımlarsınız? Şans ve yetenek olarak mı yoksa her insan bu işi yapabilir mi? M.Y :  Her insan yapar mı bilmiyorum,yapabilir gibi geliyor.Dışardan baktığım zaman yapamıyorlar.Çokta yapılabilir bir iş değil bu.Bunun sebepleri yetenek,onun dışında çalışma koşulları var.Çok hevesli olup,hakikaten yetenekli olup da çalışma...

Özlem Yıldız Röportajı

Nazlı Çiçek:  Günlük yaşantınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız? Özlem Yıldız:  Sabahları 9-9.30 gibi uyanırım,kahvaltı ederim ve gazetelerimi okurum.Eğer herhangi bir programım yoksa bütün günümü ve enerjimi oğlum Demir'e harcarım.Oyunlar oynarız beraber,koltukların tepesinde zıplama falan derken akşam 8'i bulur.Akşam yemeği,internet derken 12'de benim için gün biter.Hafta içi bu şekilde rutin geçer.Haftasonlari ise yemek ve sinema programları ile geçiyor,çok özel birşey olmadığı sürece gece dışarı çıkmıyorum.Sakinliği tercih ediyorum. Nazlı Çiçek: Sunuculuk dışında hangi mesleği yapmak isterdiniz? Oyunculuğa ağırlık vermeyi düşündünüz mü?  Özlem Yıldız:  Oyunculuk denemediğim birşey değil.Dizilerde oynadım,sinema filmim var.Ancak oyunculuğun saatleri çok esnek ve yorucu yine de beni etkileyen bir proje olursa düşünebilirim.Ama tv programı yapmak beni daha yansıtan bir durum. Nazlı Çiçek:  Proje seçimi yaparken özellikle dikkat ...

Kaan Urgancıoğlu Röportaj

Nazlı Çiçek: Kendinizden biraz bahseder misiniz? Kaan Urgancıoğlu : Bahsederim..183 boylarında,erkek cinsiyetindeyim:) Anne tarafım Arap ve Arnavut karışımı,baba tarafım Türk araştırabildiğim  kadarıyla.Oyunculukla ilgileniyorum,kumralım.Birçok sıradan özelliğim var. N: Oyunculukla tanışmanız nasıl oldu? K: Çok tesadüf eseri oldu.Şöyle ki; ben Marmara Üniversitesi'nde Sermaye Piyasaları bölümünü okuyordum.İkinci sınıftayken daha önce de ata bindiğim için Karaoğlan isimli bir dizi vardı Kanal D'de.Zannediyorum 2001-2002 gibi.Onun için birini arıyorlarmış,bulamıyorlarmış ve Demet Akbağ'ın vesilesiyle benim uygun olabileceğimi düşünüyorlar ve ben de gidiyorum görüşüyorum kendimi Karaoğlan'ı oynarken buluyorum.Öyle hızlı bir ilişki oldu. N: Okuduğunuz bölüme devam etmek ister miydiniz? K: Oyunculuk yaptıktan sonra hiç düşünmedim.Yani öncesinde düşünüyordum borsa yapmayı,borsa ile ilgili çalışmayı.Oyunculuk yaptıktan sonra en azından oyu...

Buse Terim Röportaj

Nazlı:  Modaya ilgin nasıl başladı,hangi noktadan sonra "evet ben bu işi yapmak istiyorum" dedin? Buse:  Modaya ilgim,ben aslında normalde ilk üniversiteye başladığımda işletme okumak istiyordum.Ama işletmeyi okuma sebebim de yani modayla ilgili bir şey yapmak istiyordum ama modanın içinde işletme,daha çok yöneticilik istiyordum.Çizim,o tarz şeyler istemiyordum.O yüzden ilk başta hiç modayla alakalı olmayan bir okulda başladım.Sonra dedim ki burası benim yerim değil,ben bir moda okulunda okumalıyım,modanın şehri olan bir yerde olmalıyım ve öyle öğrenmeliyim bu iş diye.Sonra kendimi New York’ta buldum.FIT(Fashion Instutite of Technology)’ye başladım.Oradan sonra,orada okudukça derslerimde kendimi gördükçe bu işin içinde olmam gerektiğini anladım ve benim için çok güzel bir serüven oldu.FIT özellikle okulum,benim için büyük bir şanstı orda okumak.O yüzden orada geçirdiğim 4 sene bana bu yolda olmam gerektiğini,bu işin içinde olmam gerektiğini,bu işi çok sevdiğimi gösteren yer...